Küresel Farkındalığı Artırma Girişimi: İsrail Boykot Yasası
Yazımıza konu olan Batı Şeria bölgesi, Filistin Devleti’nin bir parçasıdır. İsrail, bu bölgeyi 1967 yılında Altı Gün Savaşı ile birlikte işgal etmeye başlamıştır. BM Güvenlik Konseyi, BM Genel Kurulu ve Uluslararası Adalet Divanı (IAD), bölgenin İsrail işgali altında olduğunu kabul etmektedir. İstatistikler, İsrail’in Batı Şeria topraklarının önemli bir kısmını ele geçirdiğini göstermektedir; bu bölgelerde hem yerleşimler hem de sanayi tesisleri kurulmuştur.

Değerlendirmelerimize konu olan kanun tasarısı, İsrail’in işgal ettiği topraklar üzerinden yaptığı ihracatı kapsamaktadır. Bu bağlamda AB, İsrail için en büyük ticaret pazarlarından biri olup, toplam ticaret hacminin önemli bir kısmını AB ülkeleri ile gerçekleştirmektedir.
Bu yasa tasarısı, temel olarak İsrail’in Batı Şeria’da işgal ettiği yerleşim yerlerinde ürettiği malların ithalatını veya satışını, belirli hizmetlerin sağlanmasını ve işgal altındaki bölgeden çıkarılan kaynakların tedarik edilmesini bir ülkede suç unsuru haline getirmeyi amaçlamaktadır. Mevzu bahis yasa tasarısı, İrlanda meclisinin gündemine bağımsız senatör Frances Black tarafından Ocak 2018’de sunulmuş ve birçok insan hakları örgütü tarafından destek bulmuştur. Bu tasarı, Filistin halkına yapılan adaletsizliklere ilişkin küresel farkındalığı artırma girişimi olarak nitelendirilmiştir.
İşgal altındaki bölgelerde yasa dışı yerleşim yerleri ile yapılan ticaretin, doğrudan işgalcinin varlığını meşrulaştırdığı ve uluslararası hukuku göz ardı ettiği savunulmaktadır. Bu tasarısıyla birlikte; İsrail’in işgal ettiği bölgeler, Golan Tepeleri ve geçici olarak Yeşil Hattın ötesine seyahat eden İsrailli’lerin ürettiği malların ithal edilmesi veya bu bölgeler aracılığıyla verilecek hizmetlerin alınması yasaklanmayı hedeflemektedir. Bu kapsamda “işgal toprakları” kavramı uluslararası yasal mutabakatın olduğu bölgeleri işaret eder.
Uluslararası Hukuk ve İşgal
Uluslararası ceza hukuku uyarınca, bir devletin sivil nüfusunun askeri olarak işgal ettiği bir bölgeye taşınması savaş suçu teşkil etmektedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü’nün 8. maddesinde belirtildiği gibi; “İşgalci devletin kendi sivil nüfusunun bir bölümünü işgal ettiği topraklara doğrudan veya dolaylı olarak nakletmesi veya işgal edilen topraklardaki nüfusun tamamının veya bir kısmının bu ülke içinde veya dışında sürülmesi veya nakli” savaş suçu sayılmaktadır. Bu durum, uluslararası karakterde olmayan ancak silahlı çatışmalarda uygulanabilir hukukun ve teamüllerin “ciddi ihlali” olarak kabul edilmiştir.
İrlanda örneğinde boykot yasası; İrlanda vatandaşları, ikamet eden kişiler, şirketler ve tüzel/gerçek kişiler için geçerlidir. Yasaya göre işgal bölgelerindeki yerleşimlerden ithalat yapılması, bu bölgeye ait malların satışı veya bu yerleşimlerle anlaşma yapılması suç teşkil etmektedir. Bu suçu ihlal etmenin yaptırımı ise “12 ayı aşan hapis cezası, 250.000€ para cezası veya her iki cezanın birlikte tatbik edilmesi” şeklinde tanımlanmıştır.
Politika ve Hukuki Değerlendirmeler
İrlanda ekonomisinin bu kanun teklifinin kabulü AB hukukunu ihlal edebilir gibi görünse de, yasa teklifinin kapsam alanı sadece işgal edilmiş bölgelerle sınırlı olması ve konunun “kamu ahlakı, kamu politikası veya kamu güvenliği” gerekçeleriyle temellendirilmesi nedeniyle bu durumun bir ihlal teşkil etmediği değerlendirilmiştir. Bu bağlamda İrlanda, böyle bir düzenlemeyi yasal kabul etmektedir.
Uluslararası Adalet Divanı (IAD), “toprak bütünlüğüne saygı” ilkesini yerleşik içtihad olarak kabul etmiş ve kuvvet kullanma yasağını jus cogens normu olarak nitelendirmiştir. Birleşmiş Milletler Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile İkiz Yasalar’ın ortak birinci maddesi, tüm halkların kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunu vurgulamaktadır.
Bu bağlamda, boykot yasa tasarısı AB Hukuku, BM Şartı ve IAD kararlarıyla paralellik göstermektedir. Zira yasa yalnızca işgal bölgelerini hedeflemektedir; bu durum direkt olarak İsrail’in uluslararası kabul görmüş meşru haklarını hedef almamaktadır. Bu tepkisel tavır, toprak ilhakının reddedilmesi ve uluslararası barışın korunması noktasında önemli bir adım olarak görülmektedir.
Türkiye İçin Boykot Yasası Potansiyeli
Bu örnekler ışığında, Türkiye’nin de benzer bir boykot yasası çıkarıp çıkaramayacağı sorusu gündeme gelmiştir. Türkiye, 28 Mart 1949’da İsrail’i resmen tanıyan ilk Müslüman devlet olmasına rağmen, işgal edilen topraklar konusunda kınama seviyesinde bir tepki göstermektedir.
Boykot düzenlemesi için benzer bir yasa tasarısı oluşturulması durumunda, öncelikle kapsamının belirlenmesi gerekecektir. En kritik husus; “işgal edilmiş topraklar” olarak görülen alan sınırlarının netleştirilmesi olacaktır. Türkiye’nin İsrail ile ciddi ticari ilişkileri göz önüne alındığında, tüm İsrail ürünlerini boykot yasası kapsamına alan bir düzenleme ülkeyi zor durumda bırakabilir.
Self Determinasyon ilkesi gereğince Türkiye dış politikasını belirlemede serbest olsa da, bu kararın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkelerine uygun bir şekilde ortaya çıkarılması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, benzer aksiyonların alınması durumunda, kapsamın dikkatli planlanması elzemdir.
KAYNAKÇA
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-bati-seriadaki-isgalini-yahudi-yerlesim-birimleriyle-derinlestiriyor/1651694
http://www.eeas.europa.eu/archives/delegations/israel/eu_israel/trade_relation/index_en.htm
http://www.eeas.europa.eu/archives/delegations/israel/eu_israel/political_relations/agreements/index_en.htm
https://europa.eu/european-union/topics/human-rights_en
http://www.iccnow.org/documents/101_questions_on_the_ICC_Gunal_Kursun_Sept_2011_BOOK.pdf
https://www.hukukihaber.net/halkin-kendi-kaderini-tayin-hakki-makale,5371.html
https://ticaret.gov.tr/yurtdisi-teskilati/orta-dogu-ve-korfez/israil/ulke-profili/turkiye-ile-ticaret
Draft of the legislation – Control of Economic Activities (Occupied Territories Bill)
Prof Takis Tridimas Opinion regarding the compatibility of the Bill with EU trade law
Summary of Takis Tridimas Legal Opinion
Sari on the applicability of certain US Laws to the Bill





